|
||
|
|
#1 (permalink) |
|
ProFessoR olmak Kolay mı?
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: May 2006
Mesajlar: 11.432
Rep Gücü: 5000
Rep Puanı : 37651
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Karıncaezmez Şevki'den Adanalı minik amigo Rafet'e
Fortis Türkiye Kupası'nda, önceki akşam sahasında Trabzonspor'u 1-0 yenerek gruptan çıkma adına önemli bir avantaj yakalayan Adana Demirspor, oynadığı futbol kadar, maç öncesi şovlarıyla izleyenleri kendisine hayran bırakan küçük amigosuyla da futbolseverlere bir nostalji yaşattı. Sahanın ortasına kadar gelip taraftarlara "üçlü" çektiren minik Rafet, giderek unutulmaya yüz tutan amigoluk geleneğini hatırlattı adeta. Her ne kadar bizim kuşak göremediyse de büyüklerden dinlediğimiz veya okuduğumuz "beyefendi" amigolar vardı bir zamanlar. Galatasaray'ın efsane amigosu Karıncaezmez Şevki gibi. Herkese saygı gösteren ve herkesten saygı gören... Otomobilinin içi bir Galatasaray müzesi gibi olan... Yolcularına paranız yoksa sonra verirsiniz diyen... Sadece G.Saray taraftarının değil tüm futbolseverlerin mütebessim bakışlarıyla caddelerde gezen bir amigoydu o... 1970'lerin "Anadolu yıldızı" Eskişehirspor'un unutulmaz amigosu Orhan vardı. Halen amigoluk deyince herkesin "hey gidi amigo Orhan" dediği... Bir takımın kaptanı nasıl sahada maestro gibi yönetirse arkadaşlarını, tribünleri de öyle yöneten... Bir el hareketi ile tribünleri dolduran binlerce taraftarı susturan, ikinci bir el hareketi ile tüm tribünlere halen kullanılan o meşhur nakaratı aynı ağızdan söyleten amigo Orhan: "Es Es Es Ki Ki Ki Kırmızı Şimşekler!". Hiç kimseye sövmeyen, kimseye sövdürmeyen bir amigo idi Orhan. Ünü o kadar yayılmıştı ki Fenerbahçe'nin bir Avrupa kupası maçında ricaları kırmayarak İstanbul'a gelip amigoluk bile yaptı. 1980'lerde Sakaryaspor'un iki amigosu vardı; biri Tombik, diğeri Charlie. Maç başlayana kadar tribünler hem Tombik'le Charlie'nin tezahüratlarına eşlik eder hem de ikisi arasındaki rekabeti kızıştırırlardı. Bir önceki kuşak gibi beyefendi olarak anılmasalar da tribünlerin eğlence kaynağı idiler. Bazen tezahüratlara katılımı yetersiz bulup küstükleri olurdu. Bunu fark eden seyirci hemen başlardı bağırmaya "Tombik, Tombik..." ardından gülümseyerek eller havaya açılır ve "Biir kiii üüüüç Saaaakarrryaaa...". Her şehrin, her takımın bir Tombik'i bir Charlie'si vardı isimleri farklı olsa da. Stadyumların gülen, güldüren yüzleri idi onlar... Onlarsız maçın ne tadı olurdu ne de tuzu... Sadece maç günleri değil sair günlerde de ya takımın formasıyla veya eşofmanıyla dolaşırlardı. Ve herkesin tanıdığı idiler pek az kimseyi tanısalar da. Zaman geçti, endüstrileşen futbol gelenek adına önüne ne gelirse yıktı. Bu fırtınadan amigoluk da payını aldı elbette. Ve takım sevgisini insan sevgisinden ayırmayan bu naif stadyum göstericilerinin yerini "gücünü etkisinden alan 'tribün liderleri" aldı. Sonrası malum. Şimdilerde tribünlerde gol sevinçlerinde bile gergin yüz ifadeleri yansıyor kameralara. Futbolumuz, aradan geçen zamanda birçok şey kazandıysa da neşesini kaybetti. Bir zamanlar sadece kendi taraftarlarına değil rakiplere bile tebessüm ettiren amigolar yok artık. Süper Lig'e çıkmak için mücadele veren Adana Demirspor'un minik amigosu Rafet, maç öncesi şovu ile tüm futbolseverleri hatta rakip Trabzonsporluları bile tebessüm ettirmeyi başardı. Sahadaki futbolcular da gösterdikleri mücadele örneği ile "helal olsun" dedirttiler kendilerine. Gecenin Adanalılar için tek olumsuz yanı ise sahaya atılan yabancı maddelerdi. O da olmasaydı Adanalılar kusursuz bir nostalji yaşatmış olacaktı futbolseverlere. [Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...] Zaman
__________________
Gönlünü Gün Edeni Sevmez Sevda İster Hep onu üzeni ![]() Konulara Yorum Attığınız İçin Şimdiden Teşekkürler =)
|
|
|
|