|
||
|
|
#1 (permalink) |
|
Forumbeta
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2006
Yaş: 25
Mesajlar: 4.613
Rep Gücü: 119
Rep Puanı : 1766
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
'Hiçbir şekilde askeri müdahale istemiyorum'
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, demokrasiye, milli iradeye, hukukun üstünlüğüne inandığını belirterek, ''Hiçbir şekilde bir askeri müdahale olmadan demokrasiyi kendi kalıpları içerisinde işletmemiz gerektiğini biliyorum'' dedi.
![]() Baykal, ATV'de yayınlanan ''Seçim Meydanı'' programında Ali Kırca'nın sorularını yanıtladı. CHP'nin ordu-siyaset ilişkisine bakışıyla ilgili bir soru üzerine, Baykal, ''Bizim tartışma götürmez bir şekilde çok net, çok açık Türkiye'de demokrasi içinde kendi varlığını algılayan ve demokrasi dışında hiçbir arayışla hiçbir ilişkisi olmayan bir siyasi parti olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim. Bu konuda herhangi bir tereddütü kimsenin zihninden geçirmeye hakkı yoktur'' dedi. 12 Mart Muhtırası ve 12 Eylül İhtilalinde CHP'nin çok net bir tavır sergilediğini anlatan Baykal şunları kaydetti: ''Ben demokrasiye, milli iradeye, hukukun üstünlüğüne inanıyorum. Hiçbir şekilde bir askeri müdahale olmadan demokrasiyi kendi kalıpları içerisinde işletmemiz gerektiğini biliyorum. Türkiye'de bunun kökleşmesi, bunun kalıcı olması için mücadele ediyorum. Yıllardan beri bu mücadelenin içindeyim. Bu mücadelenin nihai zafer noktasına henüz tam gelememiş olduğumuzu görüyorum. Bundan da üzüntü duyuyorum. Bunu sağlamakta hepimize ciddi görevler düştüğü kanısındayım. İktidardaki, muhalefetteki siyasetçilere, Türkiye'deki çeşitli kurumlarda görev yapan insanlara, medyamıza, kamuoyumuza, herkese görev düştüğü kanısındayım. Bunu sağlamalıyız, bu tereddütü atmalıyız kafamızdan. Tabi bunun sağlanması Türkiye'de bir temel mutabakatın ortaya çıkmasına bağlı. Nedir bu temel mutabakat, Türkiye laik, demokratik bir Cumhuriyettir. Ulusal bütünlüğü, toprak bütünlüğünü tartışmanın bir anlamı yok. Ama bütün bunlar bir tartışma konusu haline gelince rejim istikrarsızlaşıyor. Sıkıntılar çıkıyor. Şimdi bunları aşmaya bunu oturtmaya çalışıyoruz. Ne yazık ki hala bu mücadele içerisindeyiz.'' Kendisi ve partisi adına, ''demokrasi dışında hiçbir sürecin parçası olmayı hiçbir şekilde kabul etmeyeceklerini'' belirten Baykal, ''bunun silahlı kuvvetlere düşmanlık yapmak anlamına gelmeyeceğini'' söyledi. Baykal şöyle devam etti: ''Bu silahlı kuvvetleri bir olumsuz unsur gibi algılamamız, silahlı kuvvetlere tepki içinde olmamız anlamına gelmez. Silahlı Kuvvetler bu memleketin silahlı kuvvetleri, Türkiye güç bir coğrafyada bulunuyor. Bu coğrafyada silahlı kuvvetlerin çok önemli bir önemi ve işlevi olduğuna inanıyorum. Silahlı kuvvetler bizim bağımsızlığımızın, ulusal bütünlüğümüzün, hukukun üstünlüğünün güvencesi. Asker askerliğini bilecek, siyasetçi siyasetçiliğini bilecek. Toplumun askere de ihtiyacı var, siyasetçiye de ihtiyacı var. Siyasetçi asker düşmanlığı yapmayacak. Asker siyasetçiliğe heves etmeyecek. Bu dengeleri oturtabilirsek. Siyasetçi askere karşı bir tepki içinde bulunmayı demokrasinin gereği, liberalliğin gereği saymazsa. Bunu gerektiren bir durum olmazsa. Elbette her kurumumuzun eleştirilecek tarafı vardır. Yargıda da vardır, silahlı kuvvetler de de vardır. Bu çok doğaldır. Bunu söyleme gereği duyuyorum. Çünkü Türkiye'de böyle bir manzarayı seziyorum, onun için bir uyarı yapma ihtiyacı hissediyorum. İçinde bulunduğumuz ortamda Silahlı Kuvvetlere Türkiye'nin sahip çıkması gerektiğine inanıyorum.'' -İZMİR MİTİNGLERİ- İzmir'deki Cumhuriyet Mitingi ile AK Parti mitinginin kıyaslandığı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün İzmir'deki AK Parti Mitingiyle ilgili ''o bir parti mitingiydi CHP de mitingini yapsın görelim'' dediğinin hatırlatılması üzerine Baykal, ''Biz mitingimizi yaptığımızı düşünüyoruz. Bizim İzmir'de kendimizi kanıtlama gibi bir kompleksimiz yok. Ama hatırlayacak olursak,. AKP yöneticileri Sayın Gül dahil bir karar alırsak o mitingin beş-altı katını yaparız dediler. Yapamadılar beşte birini yaptılar. Muhtemelen beşte biri bile değildi'' dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Dolmabahçe Sarayı'nda yaptığı görüşmenin ardından AK Parti'nin merkeze dönük adayları tespit ettiği yönünde spekülasyonlar olduğuna ilişkin bir soru üzerine Baykal şunları söyledi: ''Bu benim işim değil, hiç meşgul değilim bununla. O görüşme hakkında da bir spekülasyon yapmak istemiyorum doğrusu. Bir Başbakanla bir Genelkurmay Başkanı daima görüşür. Ama orada garip olan bir şey var. Görüşme kamuoyundan saklanmak istendi. Ortaya çıktıktan sonra da hiçbir açıklama yapmayacağız denildi. Bu da denilebilir. Ama normal olarak bir Genelkurmay Başkanı ile bir Başbakan konuştuktan sonra, ''Irak sorununu konuştuk, terörü konuştuk, Türkiye'nin Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını konuştuk' bunlar söylenebilir. Bunların söylenmesinde bir sakınca yok. Esrarengiz bir hava içinde söz verdik bir açıklama yapacağız. Bu kamuoyunda ilgi çekici bulundu farklı iş ilişkisinin ötesinde bir durum mu var soruları atıldı. Daha sonra Başbakan bir açıklama yaptı. Genelkurmay Başkanı'na 'Borsa 50 bini geçebilirdi, yüzde 12 düştü' dedim dedi. Bunu herhalde orada söyledi. Bunu neye karşı söyledi. Bazı tedirginlikler yaratıldı. O tedirginlikler karşısında işte borsa düşüyor, yanlış oluyor dediği de anlaşıldı. Başbakan saklayacağını söylediği konuşma ile ilgili ilk ip uçlarını verdi. Ama orada kaldı, başka bir şey bilmiyoruz. Yani herhangi bir şey söylemek durumunda değiliz.'' -''CUMHURİYET İLE DEMOKRASİ ÇATIŞTIRILMAK İSTENİYOR''- Cumhuriyet ile demokrasinin çatıştırılmak istendiğini savunan Baykal, ''Cumhuriyetin olanakları ile demokrasiyi kaldırmak istiyorlar. Bu yanlış bir şey Cumhuriyet ile demokrasi çatışmamalıdır, birbiriyle kaynaşmalıdır. Cumhuriyeti eksilterek, zaafa uğratarak, yenilgiye uğratarak demokrasiyi güçlendireceğiz diyeceksiniz. Böyle bir şey yok'' dedi. Bugün devlette bir kadrolaşma problemi olduğunu bildiren Baykal şöyle konuştu: ''Bir Başbakanlık müsteşarı, bu müsteşarın anlayışı, inancı, ideolojisi yayınlanıyor, gözüküyor. Kendisi bunu inkar ediyor. Orada açıkça söylediği 'artık Türkiye'de cumhuriyetin de, laikliğin de, milliyetçiliğin de modası geçmiştir. Biz laikliği de milliyetçiliği de cumhuriyeti de din temelinde yeniden tanımlayacağız'. Bunu yazmıştır, bunu aynen devam ettireceğini kendisi de söylemiştir. Bugün devlette bir kadrolaşma problemi vardır. Bunu görmezden gelemeyiz. Kimseyi rencide etmek istemiyorum. Bu kadrolaşmanın nitelikleri ile ilgili ayrıntılı somut bilgiler vermek istemiyorum. Ama bugün devlette görev almak için onlardan olmak lazımdır. Bir biz, onlar ayrımı yapılmıştır. Bu oturtulmuştur. Bir günde Milli Eğitim Bakanı giderayak 15.000 ilkokul öğretmenini değiştirdi. Hangi haklı gerekçesi olabilir. Belediye başkanları risaleler dağıttılar, hala görevdedir bunu yapanlar. Bu hükümetin bakanlarının gönderdiği kararnamelerin cumhurbaşkanı tarafından gönderilenden çok daha fazlası Başbakanlık Müsteşarı tarafından geri çevrilmiştir. Bakın söz konusu olan bir süreçtir. Bu süreci bu hükümetin de kontrol etmesi mümkün değildir. Bu öyle bir süreçtir ki bir kere harekete geçer, sonra kendi kuralları ve dinamiği içinde işler gider. Bir süre sonra sizin yeter sayacağınız düzeye işler gelir. Ama siz yeter sayarsınız, birileri yeter saymaz onu çok daha ileri götürmeye başlarlar. Ve daima daha radikali, daima daha radikali gelir, bir süre sonra kendinizi yabancılaşmış, yalnızlaşmış hissedersiniz. Bir başka dünyaya doğru girmeye başlarsınız.'' Laikliğe yönelik tehdit ve tehlikeler olduğunu savunan Baykal,'' Türkiye'de laikliğe yönelik bir tehdidin, bir tehlikenin bilinçli olarak belirli çevrelerde açıkça ilan edilmese de bir ikinci gündem maddesi olarak yürütülmekte olduğundan hiç kuşku yoktur. Biz bunu gördük. Biz derken kendimi söylemiyorum. Milyonlarca insan söylüyor, milyonlarca insan yanılmıyor. Herkes kendi deneyimlerinden, gözlemlerinden, yorumlama kabiliyetinden yola çıkarak böyle bir hükme varıyor. Türkiye bu tehdidi algılamıştır. Bunu örtbas etmek mümkün değildir'' diye konuştu. |
|
|